Bir didişme, kakışma, koşuşma ve en sonunda koskocaman bir hiç. Kimseye bir şey kalmıyor bu dünyada. Gün geliyor bırakıp gidiyorsun. Ne “kefenin cebi var” ne de unutma Yahya Kemal Beyatlı’nın o muhteşem “Sessiz Gemi” şiirinde dediği gibi ''Her giden memnun ki bak yerinden, seneler olmuş dönen yok seferinden...''
O kadar çok ki bırakıp da gidenler, gidip de hiç dönmeyenler ama insanoğlu yine de hiç ama hiç ders almıyor. Bir an için duraksasa da sonra yine kaptırıyor kendisini yaşamın gel-gitlerine...Yani sevinçlerine, hırs, üzüntü ve kavgalarına…Doğru. Belki de hayatın dinamiği ve bizi hayatta meşgul tutmakla görevli hırs dallarına tutunmasak savrulup gideceğiz. Ama bu kadar da didişmeye de değer mi be diye bakıyorum? Değmez inan... İnsan gerçek mutluluğu arayıp bulmalı ve sevdiklerini, zor bulduğu gerçek dostlarını bırakmamacasına sarılmalı bir şekilde. Hayatın zorluklarını, acılarını da bilmeli ama onları küçümseyebilmeli de. Gerekirse geçip karşışına bakıp hayata gülümsemeyi başarabilmeli.
Biliyorum bu çok kolay değil. Ama hayat insana bunu öğretiyor zamanla... Elbette zamanı geldiğinde ve bedelini ödeterek… Seni gerçekten sevenleri sakın üzme. Çocuklarını sakın bu hayatın bu hırs fırtınalarına kurban etme. Büyüyüverirler. Farkına bile varmazsın. Elinde muazzam bir kariyer ama çocukluğunu hiç göremediğin bir yavrun olur. Karşında artık 40’larına gelmiş çocuğuna insanın sen, ‘Ne zaman büyüdün benim küçük yavrum sen’ demenin ne acı olduğunu bilir misin? Neyse boşver, gelecek hepimiz için güzel olsun. Geleceğe sımsıkı tutun, bu hayatın hakkını da, değerini de ver. Ama söylediklerimi de sakın unutma. Mevlana ne güzel demiş.... ''Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder